1. Ana Sayfa
  2. Kritik
  3. Yeni İktidar Teknikleri

Yeni İktidar Teknikleri

Byung- Chul Han ‘Psikopolitika Neoliberalizm ve Yeni İktidar Teknikleri’ adlı kitabında birçok önemli konunun altını çiziyor.

Yeni İktidar Teknikleri

Geçenlerde bir hayli ince ama ufuk açıcı bir kitap okudum.

Byung- Chul Han’ın ‘Psikopolitika Neoliberalizm ve Yeni İktidar Teknikleri’ adlı kitabı.

Esasen Han, Foucault, Marx, Deleuze, Hegel, Nietzsche okumaları ile bugüne bakmaya, neoliberal politikaları bu isimler ile değerlendirmeye gayret etmiş.

Bir takım önemli satır başlarını sizlerle paylaşacağım.

Han ‘Akıllı İktidar’ başlıklı bölümde günümüzde güç kullanmak ve yasaklamak yerine insanların kendiliğinden boyun eğmesine sebebiyet veren iktidar pratiklerine değiniyor:

“Güç kullanarak insanlara emir ve yasaklardan oluşan bir korse giydirmek için büyük çaba harcayan disiplinci iktidar verimsizdir. İnsanların kendiliğinden egemenlik ilişkilerine boyun eğmelerini sağlayan iktidar tekniğiyse çok daha verimli. Engellemek ya da baskılamak yerine harekete geçirecek, motive edecek, optimizasyon sağlayacaktır.

Kendine has verimliliği, yasak ve yoksun bırakma yerine hoşnutluk ve tatmin sağlamasından kaynaklanır.

İnsanlara boyun eğdirmek yerine, onlarda bağımlılık yaratmayı amaçlar.

Akıllı ve dost iktidar kendisine tabi öznelerin iradelerine karşı cepheden iş görmez, onların iradelerini onların çıkarları doğrultusunda yönlendirir. “Hayır”dansa “evet” der, baskılayıcı olmaktan ziyade ayartıcıdır. Olumlu duygular uyandırıp bunları sömürmeye çalışır. Yasaklamaktansa ayartır. Özneye karşı çıkmak yerine ona yaklaşır.”

Han, bugünün iktidar tekniklerinden bahsederken zor kullanmanın yerini gönüllü bir ortaklığın aldığının altını çizerek şöyle devam ediyor:

“Akıllı iktidar ruhu zorlama ve yasaklara tabi kılmak, disipline etmek yerine ona sokulur. Bizi susturmaz. Tersine sürekli olarak iletişimde bulunmaya, paylaşmaya, katılmaya, fikirlerimizi, ihtiyaçlarımız, isteklerimizi, tercihlerimizi duyurmaya ve hayatımız anlatmaya davet eder. Bu dost iktidar baskıcı iktidardan daha güçlüdür adeta. Görünürlüğün her türünden muaftır. Özgürlüğün günümüzdeki krizi, kendisini yadsımak ya da bastırmaktansa sömüren bir iktidar tekniğiyle karşı karşıya olmamızdan kaynaklanır. Özgür seçim, sunulanlardan birini alma özgürlüğüne feda edilir.

Bizi teşvik eden ve ayartan özgürlükçü, dost çehreli iktidar, talimat ve emir veren, tehdit eden iktidardan daha etkilidir. Mührü “Like/ Beğendim” simgesidir. Tüketerek, iletişimde bulunarak, hatta Like’ı tıklayarak tabi oluruz tahakküm ilişkilerine. Neoliberalizm “Beğendim” kapitalizmidir. Bu kapitalizm disipline etmeyi amaçlayan zorlama ve yasaklarla iş gören 19. Yüzyıl kapitalizminden tümüyle farklıdır.

Akıllı iktidar bilinçli ve bilinçdışı düşüncelerimizi okur ve değerlendirir. İnsanların kendi iradeleriyle kendilerini düzene sokmasını ve optimize etmesini bekler. Böylelikle de üstesinden gelmesi gereken bir dirençle karşılaşmaz. Bu tahakküm büyük bir çabaya, zor kullanmaya gerek duymaz, öylece gerçekleşiverir. Hoşa gitmeye çalışarak ve bağımlılık yaratarak hükmetmeyi amaçlar. Bu da “Beğendim” kapitalizmi için şu uyarıyı gündeme getirir: İstediğim şeyden koru beni.

Biyopolitika

Han, Foucault’un 17. yüzyıldan itibaren ‘tanrı benzeri bir egemenin ölümcül iktidarı’nın yerini ‘disiplin iktidarı’na bıraktığı iddiasından hareketle kaleme aldığı ‘Biyopolitika’  adlı bölümde Foucault’un ‘bedenin özenli kullanımı’ ve hayatın hesaplı planlanışı’nın günümüz iktidarları için nasıl bir yönetim aracı olduğu iddiasını kısaca tartışır.

“Egemenin, hükümdarın iktidarından disiplin iktidarına geçiş üretim biçimindeki dönüşümün, tarımsal üretimden endüstriyel üretime geçişin sonucudur. Yaygınlaşmakta olan endüstrileşme bedeni disipline etmeyi ve makineli üretime uygun hale getirmeyi zorunlu kılmıştır. Disiplin iktidarı bedene işkence etmektense onu bir normlar sistemine sokar. Hesaplı bir baskı bedenin her parçasına işler ve otomatikleşmiş alışkanlıklara kadar yayılır. Bedeni bir üretim makinesi haline sokar. “Düzenlenmiş bir ortopedi” “şekilsiz hamur”u bir “makine” haline getirir. Disiplin “beden faaliyetlerinin sıkıca kontrolüne ve güçlerinin sürekli bir şekilde boyunduruk altına alınışına imkan sağlayan ve bunları öğrenmeye yatkın kılan yöntemlerdir.”

Sonraki bölümde Foucault’a bir itiraz yükselir.

Han, üretim sürecinden azledilmiş(burada kastının ne olduğunu anlamak hayli güç, neticede bedensel gücünü sarf ederek üretime katılan milyonlarca insan halen mevcut) insanlar Foucault’un altını çizdiği biçimiyle ortopedik bir müdahaleden ziyade estetik müdahaleyle anılır.

Han süreci şu şekilde ifade eder: ‘Disipline edici ortopedinin yerini estetik cerrahi ve spor salonları alır. Ancak bedensel optimizasyon salt estetik bir pratikten daha fazlasını ifade eder. Dinçlik ve seksilik, çoğaltılacak, pazarlanacak ve sömürülecek yeni ekonomik kaynaklar haline gelmiştir.’

Kişisel Gelişim Fantezisi

Kişisel gelişim hülyası, yaşam koçları, seminerler vs. üzerinden değişimi, estetik müdahalenin işleyişini anlatır:

‘Neoliberal Psikopolitika giderek daha incelikli sömürü biçimleri icat ediyor. Çok sayıdaki kendini yönetme atölyeleri, motivasyon artırıcı hafta sonları, yaşam koçları, kişilik geliştirme seminerleri ve zihin antrenmanları kendini optimize etme ve verimliliği artırma konusunda sınır olmadığı vaadini dile getiriyor. Bunlar yalnızca çalışma saatlerini değil, bireyin tümünü, bütün dikkatini, hatta bizzat hayatını sömürme amaçlı neoliberal tahakküm teknikleri tarafından yönlendirilmektedir. Bu teknikler insanı keşfeder ve bizzat onu sömürünün nesnesi yapar.

Kendini optimize etmeyi talep eden neoliberal buyruk sadece sistem içerisinde kusursuz iş görmenin hizmetindedir. Verimlilik ve performansı artırmak için tıkanmalar, zayıflıklar ve hatalar tedaviyle giderilmelidir. Bu amaçla her şey ölçülebilir ve karşılaştırılabilir hale getirilerek pazarın mantığına teslim edilir. İyi bir hayat tasası değildir kendini optimize etme çabasının ardındaki. Bizzat sistemik zorlamalar, ölçülebilir pazar başarısıdır bunu zorunlu kılan.’

Formül üretmekte pek mahir olan neoliberal arzu pazarı, önce nasıl arzulayacağımızı buyurur, sonra arzuladığımız şeyi bize vererek ‘mutlu’(!) olmamızı sağlar.

‘Amerikan kişisel gelişim literatürünün sihirli formülü sağaltımdır(healing). Bu kavram verimlilik ve performans uğruna her işlevsel zayıflığı, her zihinsel tıkanmayı tedaviyle gidermeyi amaçlayan kendini optimize etme faaliyetini tanımlar. Sistemin optimize edilmesiyle örtüşen bu kendini sürekli optimize ediş yıkıcıdır. Zihinsel çöküşe yol açar. Kendini mükemmelleştirmeye çalışmanın kendini tümüyle sömürme olduğu ortaya çıkar.’

Ve elbette bütün bu faaliyetin bireyi yıkıma uğratan, duygusal ve bedensel bir tatminsizlik eşiğini aşmasına yardımcı olduğu gözler önündedir.

‘Neoliberal kendini optimize etme ideolojisi dini, hatta fanatik özellikler kazanmıştır. Yeni bir boyun eğme (Subjektivierung) biçimini temsil eder. Sürekli olarak “Ben” üzerinde çalışma Protestanlığın boyun eğdirme ve tahakküm tekniğini temsil eden, kendini gözleme ve kendini sınama pratiklerine benzer. Günahlar yerine olumsuz düşüncelerin peşine düşülür. “Ben” düşman olarak bir kez daha kendisiyle mücadeleye girer. Günümüzün evanjelik vaizleri menajer ve motivasyon antrenörü gibi hareket ederek sınırsız performans ve optimizasyon yeni İncilini vaaz etmektedirler.’

Bize Kalan

Byung- Chul Han’ın ‘Yorgunluk Toplumu’ adlı bir diğer kitabında dediği gibi: “Günümüz toplumu Foucault’un bahsettiği hastaneler, tımarhaneler, hapishaneler, kışlalar ve fabrikalardan oluşan bir disiplin toplumu değil. Bunların yerini çoktan beridir fitness salonları, bürolardan oluşan gökdelenler, bankalar, havaalanları, alışveriş merkezleri ve gen laboratuarları aldı. 21. yüzyıl toplumu artık bir disiplin toplumu değil, performans toplumudur. Sakinleri de itaatkar özne değil, performans öznesidir. Bu özneler kendilerinin müteşebbisleridir.”

Sürekli kendisine ‘yatırım yapan’ kariyer makineleri neoliberal yeni iktidar tekniklerinin bir sonucu. Bu sayede serbest zamanı ‘kendini geliştirme’ adıyla kapitalizme entegre hale getiren bir işleyiş söz konusu.

Neoliberalizmin yeni iktidar teknikleri’ne muhalefet edecek ve onu aşacak ufuktan hala yoksunuz fakat işler sonsuza dek böyle sürmeyecek…

Yorum Yap

Yorum Yap