1. Ana Sayfa
  2. Kültür & Sanat
  3. Polonya Tarihi Üzerine Notlar

Polonya Tarihi Üzerine Notlar

Polonya’nın bilinen tarihi 9. Yüzyılda ‘Piast Hanedanlığı’ ile başlar. ‘Piast Hanedanlığı’ 10. Yüzyılda Hristiyanlığı kabul etmiş, sınırlarını genişletmiş ve 1370 yılında 3. Kazimierz’in ölümü ile hanedanlığın ömrü sona ermiştir.

Polonya Tarihi Uzerine Notlar

Polonya tarih sahnesine çıktığından beri jeopolitik olarak işgal ettiği konum münasebetiyle birçok savaş, ilhak, ayaklanma yaşamış; doğu ile batı arasında daima bir tampon bölge görevi görmüş, siyasi olarak önem arz eden bir coğrafyanın üzerinde mevcudiyetini sürdürmüştür.

Polonya’nın bilinen tarihi 9. Yüzyılda ‘Piast Hanedanlığı’ ile başlar. ‘Piast Hanedanlığı’ 10. Yüzyılda Hristiyanlığı kabul etmiş, sınırlarını genişletmiş ve 1370 yılında 3. Kazimierz’in ölümü ile hanedanlığın ömrü sona ermiştir. Lehler başka devletlerin esareti altında yaşamaya tahammül göstermemişler ve birçok hanedanlık kurmuşlardır.

Fakat Baltık Denizi kıyılarından Tuna nehrinin döküldüğü Karadeniz’e dek uzanan Doğu Avrupa coğrafyasında asıl büyük siyasi çalkantılar 1. Petro’nun gözünü batıya dikmesi ile başlamıştır. 17. Yüzyılın ikinci yarısında (bizde Deli Petro batıda Büyük Petro olarak bilinir) 1. Petro’nun Rusya’nın üç ana istikamette yayılmasına yönelik politikaları, geniş sınırlar üzerinde ikamet eden bu despotik imparatorluğun gelişimi için büyük önem arz ediyordu.

1. Petro; Baltık Denizine açılmak arzusuyla İsveç istikametine, Lehistan üzerinden kara Avrupa’sına, sıcak denizlere açılmak niyetiyle Boğazlar ve Osmanlı Devletine yani Karadeniz’e yönlendi. Rusya’nın izlediği bu yayılmacı politika Avrupa’da gerginliğe sebep oldu. İsveç, Lehistan ve Osmanlı bu politika neticesinde bir ortaklığa gitti.

1. Petro’nun ölümünün ardından Rusya’nın izlediği yayılmacı politika hız kaybetse de 2. Katerina ile beraber tekrar ivme kazandı. Polonya kralı 3. Ögüst’ün 1763’de ölümü üzerine, 2. Katerina, sevgilisi, Leh asilzadelerinden ‘Stanislas Ponyatovski’yi kral seçtirmek adına Prusya ile işbirliğine girişti. Bu tarihten sonra ittifaklar biraz daha keskinleşmeye başlayacaktı.

‘Ortodoks’ Rusya ile ‘Protestan’ Prusya’nın ‘Katolik’ Polonya üzerinde oynadığı oyunlar Fransa ve Avusturya’yı harekete geçirdi. Fransa ve Avusturya ‘Karlofça’ sonrası Rusya’nın büyük bir tehdit oluşturduğu Osmanlı Devletini de yanlarına çekmek istediler ancak Osmanlı bu ittifakın içerisinde yer almadı. 2. Katerina 1764 Eylül’ünde Varşova’ya asker sokarak Ponyatovski’yi tahta oturtmayı başardı. Rusya’nın Polonya’yı fiili olarak işgali Avrupa’da ve Osmanlı Devletinde bir panik havası yarattı. Osmanlı devleti Rusya’nın Karadeniz üzerindeki emellerine mani olmak adına 1769 yılında Rusya’ya savaş açtı fakat muvaffak olamadı.

Rusya güçleniyor ve batıya açılıyordu. Rusya’nın yükselişini gören Prusya ve Avusturya 1795 yılında Rusya ile ittifak yapıp Polonya’yı paylaştı. 19. Yüzyıla gelindiğinde Avrupa’da Napolyon rüzgarı esiyordu. Napolyon Rusya ile savaşında bir tampon bölge yaratmak adına Lehleri kullanmanın iyi bir strateji olacağına kanaat getirmişti.

Fransa, Rusya ile yaptığı 9 Temmuz 1807 tarihli ‘Tilsitt Antlaşması’ ile ‘Varşova Büyük Dükalığı’ adıyla bağımsız bir Polonya devletinin kurulmasına önayak oldu. Polonya bundan sonra Fransa’nın Rusya’ya karşı bir ileri karakolu olacaktı.

1815 yılında Viyana Kongresi ile işler değişti. Kongre neticesinde Polonya, Rus Çarlığına bağlanmış ve artık Rusya’nın ileri karakolu durumuna düşmüştü. Polonyalılar esarete boyun eğmediler. 1830 ihtilalleri neticesinde ayaklanma başladı fakat Ruslar ayaklanmayı kanlı bir biçimde bastırdılar ve bunun üzerine binlerce Polonyalı Fransa’ya göç etti. 1863’te milli bir ayaklanma teşebbüsünde bulunan Polonyalıların bu isyanı da kanlı bir biçimde bastırıldı.

Bu yıllarda Rusya’dan muzdarip olan Polonya, Otto von Bismarck’ın ‘Kulturkampf’ adını verdiği Germenik politika nedeniyle Rusya ve Prusya arasında bir çekişmenin merkezi konumuna geldi. 1. Dünya Savaşı esnasında, Pilsudski liderliğindeki Polonya milliyetçileri amansız bir mücadeleye girişti ve 1916’da Polonya bağımsızlığına kavuştu.

Bağımsızlık sonrasında Polonya’nın sınırları konusunda tartışmalar başladı. Paris Barış Konferansında İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon’un teklifiyle Polonya’nın sınırları çizildi fakat Beyaz Rus ve Ukraynalı çoğunluğa sahip doğu sınırları Rusya’ya bırakıldı Polonyalılar karara itiraz etti ve kararı tanımadılar. Sınır husumeti nedeniyle 1920 yılında Rusya’ya savaş açtılar. Savaşın sonunda, 19 Mart 1921 tarihli ‘Riga Barışı’ ile Polonyalılar isteklerinin çoğunu elde ettiler ama anlaşmazlıklar bir türlü sona ermeyecekti.

Hitler Gözünü Polonya’ya Dikiyor 

1. Dünya Savaşı sonrasında Almanya’da Hitler iktidara gelmiş, Avusturya- Macaristan İmparatorluğu yıkılmış, yeni devletler kurulmuş, Rusya’da ise sosyalizm pratiği ilerlemekteydi. Bu kaotik atmosferde Polonya’nın bağımsızlığına dair korkuların baş göstermesi olasıydı. Doğudan ve batıdan gelen tehditler Polonya’yı tarih boyunca zor durumda bırakmıştı.

Savaşın arifesinde her devlet stratejik olarak ne yapıp yapamayacağını tartıyordu. Fransa tarihten aldığı ders ile Alman militarizmi ve komünizme karşı Polonya’yı bir tampon olarak görüyordu. Hitler ise doğu komşusu ile 1934 yılı Ocak ayında anlaşmazlıkların barışçıl yoldan çözülmesini öngören bir anlaşma imzalayarak doğudan gelecek bir tehdide karşı kendisini koruyor ve batıdaki sorunlar ile ilgileniyordu.

Elbette Almanya ve Polonya arasındaki bu anlaşma çok uzun ömürlü olmayacaktı. ‘Drang nach Osten’ politikası ile doğuya yönelen Almanya önce Avusturya’yı sonra Südet Almanlarını bahane ederek Çekoslovakya’yı ilhak etti. Polonya gergindi…

Hitler Polonya’ya peşi sıra taleplerde bulunuyordu. Danzig’in (bugünkü Gdansk) Almanya’ya bırakılması, Almanya ile Doğu Prusya’nın arasına Polonya üzerinden bir karayolu inşa edilmesi bu talepler arasındaydı. Polonya, Almanya’nın taleplerini kabul etmedi. Bunun üzerine Hitler, kurmaylarına Danzig’in işgali için emri verdi. Olası bir saldırı durumunda İngiliz ve Fransızlardan destek sözü almış olan Polonya yüzyılın en cani liderinin hışmıyla karşı karşıyaydı ve umduğu desteği bulamamaktan çekiniyordu. 1 Eylül 1939 yılında Alman orduları Danzig’e saldırmak için harekete geçti. Kısa süre zarfında Danzig ele geçirildi.

Almanların ilerleyişi batılı kuvvetleri tedirgin ediyordu ve en nihayetinde Sovyetler Birliği ile ittifak yapmak adına harekete geçtiler. Bu ittifak başarılı olursa Almanlar iki taraftan sıkıştırılacak ve böylelikle dirençleri kırılmış olacaktı. Fakat karşılıklı güvensizlik bu ittifaka engel oldu.

Beklenmedik Bir Antlaşma

23 Ağustos 1939 sabahı beklenmedik biçimde Almanya ile tarafsızlık antlaşması imzalayan Sovyetler Birliği bütün dünyada büyük bir şok yaşanmasına neden oldu. Alman kuvvetleri ile Sovyet kuvvetleri çok geçmeden, 28 Eylül 1939’da Polonya’yı işgal etti. Bu, Polonya tarihinde yaşanan dördüncü işgaldi. Böylelikle Polonya bağımsızlığını tekrar yitirmiş, esaret altında ve üstelik belki de tarihin en büyük vahşetlerinden birinin merkezinde, kaderine boyun eğmek durumunda kalmıştı.

Savaş nihayete erdiğinde Doğu Avrupa’da Sovyetler Birliği sosyalizmi tatbike başlamıştı. Polonya uzun yıllar ‘Doğu Bloğu’ adını alan bu cephenin içerisinde yer alacaktı. Fakat tarih boyunca her esaretten kurtulmuş Lehler 1956 Haziranında ‘Poznan Ayaklanması’ ile Gomulka’nın Polonya liderliğine gelmesini sağlamış ve Doğu Avrupa’daki isyanların fitilini ateşlemişlerdir. Tekrar özgürlüklerine kavuşmaları 1980 Ağustosunda Gdansk’ta ‘Lech Walesa’ liderliğinde başlayan ‘Solidatnosc’ (Dayanışma) adını alan 9 yıllık sendikal mücadele sayesinde olmuştur.

Bugün yine Rusya ile sorunlar yaşayan Polonya, Doğu Avrupa’da bir Amerikan üssü görevi görmekte ve Avrupa’ya ucuz iş gücü pazarlamaya devam etmektedir. Kıssadan hisse fiili olarak işgal altında olmamak bağımsızlığa bir delalet değildir. Polonya’nın tarihinden çıkartılacak yığınla ders mevcuttur.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Düşünümsel, okuruyla konuşan, paylaştıkça çoğalan, nev-i şahsına münhasır içerik platformu…

Yorum Yap