1. Ana Sayfa
  2. Öykü
  3. Kör Talih

Kör Talih

Kor Talih Oyku

Jerry kımıltısız ve ürpermiş halde konteynır ve duvarın arasındaki daracık boşlukta duruyordu. Alnından boncuk boncuk ter boşalıyor, soluğu, gövdesini yırtacakmışçasına çarpıyordu. Şayet yakalanırsa kurtulması mümkün olmayacaktı. Kaçacak hiçbir yer olmadığı gibi sesini duyuracak da kimse yoktu ortalıkta. Fakat ne var ki koşmaktan yorulmuş, ilkokulu okuduğu okulun bahçesine girip saklambaç oynarken sıklıkla saklandıkları, kantin olarak hizmet gören kırmızı konteynır ve duvarın arasına girivermişti. Peşindeki adamların ayak sesleri kulağına çalındığında elini ağzına götürüp sıkıca dudaklarına bastırarak kendini sessiz kalmaya telkine girişti. Alnından boşalan ter damlalarından biri ağzına yapıştırdığı eline, elinden yavaşça yere doğru akıyordu. Küçücük ter damlasının bile büyük bir gürültü çıkartacağına dair bir korkuya kapıldı. Vücudunu bir titreme alıvermişti. Adamların seslerini işte böyle zangır zangır titreyerek dinlemeye koyuldu:

-O pezevengi bulunca hayatını sikeceğim onun!

-Dua et bulalım.

-Bugün bulamazsak yarın bulacağız elbette. Göstereceğim ona beni işletmenin ne demek olduğunu!

Gür bir ses uzaktan seslendi:

-Lou, burada oturanlar kimseyi görmemiş, göt herif o tarafta bir yerde saklanıyor olmalı.

-O zaman buraya gelip aramaya başlayın ibneyi! Çabuk olun!

Lou dedikleri tıknaz adam çetenin lideriydi. Jerry, Lou’nun arkadaşlarından yüklü miktarda uyuşturucu aşırarak Lou ve çetesinin kendisine musallat olmasını sağlamıştı. Lou’nun hiddetli bakışları şimdi biraz daha dingin ve keyifli bir hal almıştı. Jerry’nin daha fazla koşamayıp burada bir yerde saklanıyor olduğu fikri epey aklına yatıyordu. Birazdan ortaya çıkartacakları Jerry’e yapacağı işkenceleri tasarlayan Lou bir sigara yakıp olan biteni izlemeye koyuldu. Bu sırada Jerry dizlerinin onu taşıyamayacağı kadar güçten kesilmişti. İçindeki korkuyu uzaklaştırmak için her yolu deniyordu. Başka bir şeyler düşünmeye çalıştı. İlkokulda saklambaç oynarken bu küçük delikte nasıl saklandıklarını düşünmeyi denedi. İtalyan arkadaşı Alfredo’nun saklandıkları bir vakit yaşadığı çarpıntı ve boğulma hissi aklına geldi. Böylece tekrar yaşadığı ana geri döndü zihni. Dışarıdan bir ses işitti:

-Hiçbir yerde yok orospu çocuğu!

-Acaba arka tarafta oturanlar bize yalan söylemiş olabilirler mi Lou?

-Ne bileyim taş kafalı, bunu bana soracaksan niçin patron benim!

-Lou, özür dilerim, seni sinirlendirmek istemedim.

-Sikik herif hala konuşuyorsun! Defol git başımdan!

Lou’nun suratı öfkeden kıpkırmızı kesilmişti. Sigarasından bir nefes daha çekip parmaklarının ucuna yerleştirdi ve biraz evvel sinirlendiği adamına fırlattı. Bağırarak:

-Sikik herif, eğer beni duyuyorsan yarın başına neler geleceğini düşün. Ne kadar kaçabileceğini sanıyorsun? Bir hafta, bir ay, bir yıl. O kadar kaçamayacağının şimdiden garantisini verebilirim. Seni yakaladığımda şu taş kafalı heriflerin hepsine götünü siktireceğim! Sana cehennem ne demekmiş göstereceğim!

Lou bağırırken bir yandan da ellerini beline bağlamış yürüyordu. Yürürken kırmızı konteynırın arasındaki karaltıyı gördü. Konteynır duvara bitişik değil gibiydi. Yoksa bu küçük mohikan orada saklanıyor olabilir miydi? Adamlarına söylemek yerine koşarak konteynır ve duvar arasındaki boşluğa doğru ilerledi. İrkilen iri yarı adamlar da Lou’nun peşinden koşturdular. Lou, Jerry’nin kokusunu almış gibiydi tıpkı bir kedinin bir farenin kokusunu alması gibi. Avının orada olduğundan emin olan Lou elindeki telefonun fenerini açarak karanlık aralığa baktı. Fakat baktığı yerde kimse yoktu.

***

“Lanet kafanı çalıştır Jerry! Ne yapmalısın? Böyle bir durumda bütün memeliler ne yapıyorsa onu yapacaksın elbette. Önce duracak, sonra kaçacak ve nihayetinde savaşacaksın. Yani şu an savaşman gerekiyor. Jerry, bu pek akıllıca görünmüyor. Seni çiğ çiğ yiyecek en az yarım düzine adam var dışarıda. Saklambaç oynarken senelerce buraya saklandım. Ne kadar masumdu o yıllar. Kahretsin! O aptal Alfredo burada panik atak geçirmişti. Budala bir çocuktu! Hala öyle fakat konumuz o değil. Üstelik evlenip iki çocuk yaptı budala Alfredo. Spermlerini durmadan odasının duvarlarına boca ederdi küçükken şimdi ise anlaşılıyor ki karısının içine bırakıyor zehirli tohumlarını. Jerry, konu bu değil gerizekalı! Konu sensin, bu heriflerin elinden nasıl kurtulacağını düşünmelisin. O ucube Alfredo’nun ne kadar boktan koktuğunu hatırlıyorum. Sanki yıllarca kazlarla dolu bir kümeste yaşamış gibi kokardı. O gün korkudan altına sıçacak hale gelmişti. Eğer altına sıçsaydı kaz kokan bir boka mı yoksa bok kokan bir kaza mı dönüşmüş olacaktı? Alfredo boğazıma yapışıp hunharca bağırmaya başladığında dert ettiğim tek şey sobelenecek olmamızdı. O pis İtalyan orada ölse bile umurumda olmazdı. Fakat onun çıkmasına izin verdim. Dur bir dakika. Onun çıkmasına izin verdim bu doğru ama ben içeride kalmayı başarmıştım. Küçücük bir çocukken bile iki kişinin geçişmesinin imkansız olduğu bu delikten onu nasıl çıkardım. Daha doğrusu içeride kalarak onu çıkartmayı nasıl başardım. Elbette! Sırtımı duvara yaslayıp ayaklarımı konteynıra dayamış, sürüne sürüne yukarıya kadar tırmanmıştım. Jerry, aklınla gurur duymalısın. Alfredo, seni seviyorum kardeşim.”

***

-İşte böyle Willie, o lanet delikten o gün Alfredo’nun ödleklik yapması sayesinde çıktım.

-Vay canına! Herifler hala peşinde mi?

-Elbette. İşte bu yüzden yarın buralardan gideceğim ama gitmeden önce Alfredo’yu görüp o gün yaptığı ödleklikten dolayı o budalaya teşekkür etmek istiyorum.

-Etmelisin, sadece dikkat et, kestaneyi çizdirmeden bu işleri hallet.

-Merak etme Willie. Alfredo’nun adresini bulmamda yardım ettiğin için çok teşekkür ederim. Bu iyiliğini asla unutmayacağım dostum.

-Lanet olası, lafı bile olmaz. O budala Alfredo’yu görünce benden selam söyle ve kendine dikkat et yeter.

-Sende dostum. Görüşürüz.

-Görüşürüz Jerry.

Jerry arabaya atlayıp kontaktaki anahtarı çevirdi. Gaz pedalını kökleyip yola koyuldu. Güneş batmak üzereydi. Çaldığı yüklü miktar uyuşturucuyu nakite çeviren Jerry, cebinde tomar tomar para olmasının verdiği saadetle güneşi selamladı. Radyoda çalan müziğin ritmiyle ıslık öttürüp parmaklarını şıklatarak Alfredo’nun Westwide sahilindeki evine vardı. Elindeki adrese geldiğinde bir hayli şaşırmıştı. Devasa bir villanın önünde duran Jerry ‘acaba bir yanlışlık mı var?’ diye sorup duruyordu kendine. Kapının üzerindeki isme bakınca bir yanlışlık olmadığını anladı. ‘Alfredo Lapizzi.’ Kafasındaki yazlık şapkayı çıkartıp saçlarını düzelten Jerry derin bir soluk alarak zile bastı. Ding dong. Kapıyı beyaz kıyafetli, orta yaşlı esmer bir kadın açtı. Jerry, kılık kıyafetini süzdüğü kadının bir hizmetçi olabileceğini tahmin etti. Bir süre sessizlikten sonra kadın sordu:

-Buyrun, ne istemiştiniz?

-Alfredo ile görüşmeye geldim, kendisi içerde mi acaba?

-Randevunuz var mı? Kimsiniz?

-Ha, randevu mu almam gerekirdi. Şey, ben Alfredo’nun ilkokul arkadaşıyım. Jerry, evet, Jerry Holden. Adımı söyleyin o beni mutlaka hatırlar.

-O halde bir süre bekleyin, bay Jerry.

Jerry beklemeye koyuldu. Evi gördüğünde yaşadığı şaşkınlık hizmetçiyi görünce ikiye katlanmış hele şu randevu işi düpedüz şaşırmasına sebep olmuştu. Kapının ardından içeride konuşulanları işitti:

-Bayan Lapizzi, beyefendinin ilkokul arkadaşı olduğunu söyleyen biri geldi. Garip bir görünüşü var, adı da Jerry, Jerry Holden.

-Ah lanet olasıca arkadaşlar, bitmek bilmiyorlar, acaba sıradaki ne tip bir aptal!

Konuşulanları işiten Jerry öfkelendi. ‘Bu kevaşe bizim budala Alfredo’nun karısı olmalı’ diye geçirdi içinden. Kadının topuklarının yere vura vura merdivenden çıkışının sesini işitti. Kadın yüksek bir sesle:

-Amore, Jerry Holden diye biri seni görmek istiyor.

-Jerry Holden mı? Kimmiş, buzdolabı satan bir ahmak mı? Neden beni görmek istediğini sormadınız mı? Lanet olası aptallar! Bunu sormanız gerektiğini bin kere mi söylemeliyim.

-Sakin ol Alfredo! Bıktım bu aptal tavırlarından! Git ve aşağıdaki budalanın kim olduğuna kendin bak!

-Jerry Holden mı demiştin?

-Evet, ilkokul arkadaşınmış.

-Vay canına, şimdi tanıdım, şu sik kafalı Jerry. Bakalım ne istiyor budala.

Alfredo’nun merdivenden aşağı indiğini duyan Jerry duydukları karşısında ne kadar öfkelenmiş olsa da neşelenmeye çalıştı. Ayağıyla aralık duran kapıyı hafifçe itti ve kocaman, sahte bir gülümseme ile bir fotoğraf kadar hareketsiz beklemeye başladı. Merdivenden ağzında kocaman bir puro ile inen Alfredo hizmetçi kadının kıçına bir şaplak atıp yürümeye devam etti. Üzerindeki beyaz ipek gömlek ve altındaki beyaz pantolon esmer tenini daha da koyu gösteriyordu. Kolunda kocaman altından bir saat ve boynunda kilometrelerce uzaktan bile seçilebilecek parlaklıkta bir gümüş kolye vardı. Jerry ile göz göze geldiği vakit kocaman parlak dişlerini göstererek sırıtmaya başladı. Kollarını iki yana açarak konuşmaya başladı:

-Vay canına, Jerry Holden, benim eski dostum. Hala aynı haşere bakışları görüyorum yüzünde. Seni küçük şeytan, gencecik görünüyorsun.

Jerry, genç görünenin Alfredo olduğunu biliyordu ve elbette böyle bir karşılama beklemiyordu fakat arkadaşının tavrının bir benzerini sürdürmesi iyi olurdu. Alfredo Jerry’e sarılarak ‘içeri gel Jerry Holden, eski günleri yad edelim’ dedi. Jerry, çekingen bir adımla içeriye girdi. Alfredo kapıyı kapattı ve bağırarak konuşmaya başladı:

-Eli, misafir odasına içki ve yiyecek bir şeyler getir. Hanımına söyle çocukları da alıp misafir odasına gelsin. Şu lanet köpeklere de artık yemek ver, bütün gün onları dinlemek istemiyorum! Lizzy, bizim için biraz esrar sar. İki eski dostun kikirdeyerek konuşacağı çok şey var elbette.

Jerry, Alfredo’nun bu sevgi dolu karşılamasından hoşnuttu fakat biraz önce kendisine budala diyen bu adam neden bu denli büyük bir sevgi gösterisinde bulunuyordu anlamamıştı. Geniş salona geçtiklerinde evin dışarıdan göründüğü halinden çok daha büyük olduğunu anladı Jerry. Misafirine oturmasını işaret eden Alfredo sordu:

-Ne içersin dostum?

-Cin tonik içerim.

-Lanet olası herif küçükken de kaliteden anlardın. Çantamdan gizlice aşırdığın Litrick marka kalemleri unutmuş değilim, umarım onları geri getirmek için gelmişsindir.

Dev bir kahkaha koy veren Alfredo’yu izleyen Jerry bütün bunları hatırlamasına şaşırdığı eski dostunun hafızasını takdir etti. Hizmetçilerden bir tanesi içkilerini getirip masaya bıraktı süratle. Alfredo kadehini kaldırarak konuştu:

-Şerefine dostum ve aynı zamanda seni buraya sürükleyen rüzgarın şerefine.

-Şerefe Alfredo, bu sıcak tavrından dolayı onur duydum. Sen esaslı bir adamsın. Şerefine.

Kadehlerinden birer yudum aldılar. Hizmetçiler hızla sofrayı donattı. Jerry gevşemişti. Alfredo Jerry’e bir puro ikram etti. Purolarını yaktıkları sırada göz göze geldiler. İkisinin de bakışlarında karşısındakini sorgular bir ifade vardı.

Alfredo’nun karısı ve çocukları puronun dumanını dağıtarak salona girdiler. Alfredo ayağa kalkarak ailesini tanıtmaya başladı:

-İşte bu gördüğün küçük adam oğlum Gennarro, haydi ufaklık selam ver Jerry amcana.

-Merhaba Jerry amca.

Çocuğun gönülsüz merhabasına gülerek cevap vermişti Jerry. Alfredo, elindeki kadehten bir yudum daha alıp genç kızı hafifçe yanına çekti ve tanıtmaya girişti:

-La mia principessa! İşte benim güzel kızım. Çiçek tarhımın en güzel gülü, onu avukat olduğu zaman da görmelisin Jerry, bu yıl hukuk öğrenimine başlayacak ve dört yıl sonra zekasıyla bütün davaları kazanacak.

Alfredo kızının yanağına bir öpücük kondurdu. Genç kız küçük bir kafa jestiyle Jerry’i selamladı. Jerry aynı şekilde karşılık verdi genç kıza ve dik memelerinden bacaklarına kadar süzdü kaçamak gözlerle. Alfredo sözlerine devam etti:

-Ve işte evimin kraliçesi, benim Kleopatram! Bayan Lapizzi, Helen Lapizzi ile tanış.

Jerry ayağa kalkıp kendine çeki düzen verdi ve bütün bu merasime en uygun bulduğu tavrını takınarak kadının eline öptü ve hafifçe eğildi:

-Çok memnun oldum hanımefendi, demek ki bizim tatlı Alfredomuzun yüzünü güldüren bu güzide aileyi çekip çeviren sizsiniz.

-Çok zarifsiniz, sağ olun, bende memnun oldum bay Jerry.

Kadın, Jerry’den böylesi zarif sözler işiteceğini pek beklememişti. Önce afalladı fakat duyduğu iltifatlar pek bir hoşuna gitti. Alfredo yalnızca konuklarına tanıttığı sırada güzel kelimeler kullanırdı karısı hakkında dolayısıyla bu sevgisiz hayatın içerisinde boğulan kadın duyduğu en basit güzel sözden hoşnut oluyordu hemencecik. Aile üyeleri salonu terk ettiğinde Jerry ve Alfredo kahkahalarla dolu bir sohbete koyuldular. İki saati aşkın bir sohbetin ve bir şişe cin tonikin ardından Jerry, Alfredo’ya bakarak söze girdi:

-Dostum aslında ben buraya gelirken bu kadar kalmayı düşünmüyordum, beni böylesi ağırladığın için çok onur duydum fakat benim sana teşekkür etmem gereken bir husus var ve buraya onun için geldim.
Meraklı gözlerini Jerry’e diken Alfredo ciddileşerek sordu:

-Nedir?

-Hayli komik ve saçma görünebilir ama sana teşekkür etmeden buralardan gitseydim çok üzülürdüm.

-Çok ilginç bir hikaye ile karşılaşacağa benziyoruz, merakla dinliyorum seni dostum.

-Evet, evet hem de nasıl ilginç. Anlatmaya en başından başlamam gerek sanırım.

Alfredo’nun telefonunun sesi konuşmayı böldü. Telefon ekranına bakan Alfredo’nun yüzü ciddileşti. Jerry’e dönerek ‘kusura bakma dostum buna bakmam gerekiyor, hikayeni unutma, meraklandım’ diyerek salonu terk etti. Alfredo salondan çıkınca Jerry kadehini doldurup bütün bu olan bitenlerin ne denli ilginç bir rastlantı sonucu gerçekleştiğini düşünerek gülümsedi. Arkadaşı salona dönmeden kadehini fondipledi. Alfredo salona döndüğünde heyecanla söze girdi:

-Kusura bakma dostum. Yakın bir arkadaşım aradı, benimle konuşmak istediği çok önemli bir şey varmış, yüz yüze konuşmak için buraya geliyor. Hikayeni onunla konuştuktan sonra rahat rahat dinlemek istiyorum, umarım senin için sorun olmaz.

-Hayır Alfredo, elbette sorun yok, hatta arkadaşınla tanışmaktan onur duyarım. Senin gibi kaliteli insanların kaliteli arkadaşları olur.

-Evet, Louis pek kaliteli cinsten bir arkadaş, seninle tanıştığına o da çok sevinecektir.

Bu sırada kapı çaldı. Alfredo misafirlerini karşılamak için sarsak adımlarla salondan ayrıldı. Jerry bir sigara yakıp beklemeye koyuldu. Kolundaki saate baktı. Saat bir hayli geç olmuştu ve araba kullanamayacak kadar sarhoştu. ‘Yakınlardaki bir motele gider uyurum, yarın yola çıkarım, bu halde uzun yola gitmek tehlikeli olur’ diye geçirdi aklından. Bunları düşündüğü sırada Alfredo ve tok sesli bir erkeğin konuşmaları giderek yakınlaşıyordu. Alfredo ve arkadaşı içeri girdi. Jerry sigarasından çektiği nefesi üflerken içeri giren iki adama doğru çevirdi kafasını. Kafasını çevirdiğinde karşılaştığı manzara neticesinde ayakları boşaldı, sendeledi. Alfredo’nun yanında duran adam, yani Alfredo’nun Louis diyerek bahsettiği adam tıknaz çete lideri Lou’dan başkası değildi. Jerry’nin betona kestiğini fark eden Alfredo, Lou’nun yüzüne bakıp bunun sebebini arıyordu. Lou, Alfredo’yu fazla bir süre merak içinde bırakmadan durumu anlattı:

-Geçen hafta bahsettiğim adam işte bu! Hani yüklü miktarda malımı kaptırdığım. Herifi gökte ararken yerde buldum iyi mi? Burada ne işi var bu adamın?

Jerry’nin yüzüne bakıp Lou’ya dönen Alfredo gülümseyerek konuştu:

-Bir hikaye anlatmak için uğramıştı!

Yorum Yap

Yorum Yap