1. Ana Sayfa
  2. Öykü
  3. Kitapçı

Kitapçı

Kitapci

Sık sık kitapçılara uğrarım, canım sıkkın olduğu vakitler ise kitapçıların ‘kişisel gelişim’ kitaplarının satıldığı raflarına. Bakalım hangi hikmeti keşfetmeme vesile olacak bu seyahat diye düşünürken içimde bir kıkırdamadır başlar. Çoğu vakit en kalabalık raflar buradakilerdir. Zaten baskı sayılarına bakarsanız hemen anlayıverirsiniz. Ha, benim insanların ne okuduğuyla onlara aptallık yaftası yapıştıracağımı veya bu kitapları yazanların hilebaz, düzenbaz falan olduklarını geveleyeceğimi sanmayan. Bunlardan banane canım! Zaten bu kitapların yazarları 56. baskıyla aldıkları yazlıklarında sefahat yapmakta, okurlar ise tesellisini çoktan bulmuş yeni bir günün içinde debelenip durmaktadır. Ben sadece bu yeni hobimin hatta bende bir çeşit tutkuya dönüşen bu halin şeceresini ortaya koymak gayretindeyim. Başıma üşüşen yaşamak kaygılarından beni azat eyleyen bu uhrevi hobim, kişisel gelişim reyonlarındaki kitapların adlarına bakmaktır. Evet, evet kitapların üzerinde yazan o muhteşem isimlere bakarak bir kentlinin kırlarda bir hamakta sallanmayı hayal ederken duyumsadığı lezzetli hissin bir benzerini tadarım. ‘Ben Kazanmadan Bitmez’ adlı kitabın kapağına bakarak hınçla gürler, ‘Pozitif Düşünce Gücüyle Mutlu Yaşamın Sırları’ adlı kitabın kapağına bakarken meditasyon yapmışçasına ferahlarım. ‘Limit Sizsiniz’ adlı kitabın kapağına bakıp bu harikulade kelime oyununu alkışlar, çığlıklar atarım. Tabi böyle olunca etraftaki insanlar endişeli gözlerle beni süzerler ama kimse yaşadığım zevki sabote etmek istemez. Çünkü kişisel gelişim reyonlarının önü bir çeşit ‘Ağlama Duvarı’ bir çeşit ‘Hacerü’l Esved’tir, bunu herkes bilir. ‘21 Gün İçinde Güç İçinizde’ yazar bir kapakta, damarlarımdan taşarak fışkıran kanımla her yere ‘yapabilirim’ diye yazmaya girişirim. ‘Mutluluk Beyinde’ yazar sarı kapaklı olanın üstünde, sınırları zorlayan dehama övgüler dizmeye teşebbüs ederim hemen oracıkta. ‘Yol Senin İçinde’ yazar iki keskin yamacın ortasından geçen engebeli bir yolun olduğu kapakta, gelmişimi geçmişimi, ne varsa düşünüp içimdeki derinliğe dalarım. Uslanmaz bir beynin kıvrımlarının olduğu kapakta ise ‘Akıl Okuma Sanatı’ yazar. Elimde birdenbire bir büyüteç beliriverir ve kadrajıma giren herkesin ne düşündüğünü görmeye başlarım. Ya peki ‘Kendine İyi Davran Güzel İnsan’ yazan kapağı görünce ne yapmalı? Ah, gözyaşlarım akar birden şırıl şırıl, telkin ederim kendimi, dindiririm yaşları, dindiririm çünkü bir diğer kapakta kocaman harflerle ‘Hayat Cesurlara Torpil Geçer’ yazmaktadır. ‘Ben,’  diye bağırırım ‘işte o cesur insanlardanım!’ Çalışanlar biraz tedirgin olmaya başlar, etrafımda beni izleyen küçük bir küme insan oluşmaktadır. Küme giderek büyür ve genişler. Onlara bakıp elimdeki kitabı havaya kaldırarak bağırırım ‘Hiç’likten Gelen Güç.’ Kimileri alkış tutmaya başlar, onlar, işte o alkış tutan ellerin ruhları hayatı özümsemiş olanlardır. Kapağında ‘Hayatı Yeniden Keşfedin’ yazan kitabı elimde gezdirip öptürürüm onlara. Kimileri ‘ne yapıyor lan bu manyak?’ diye aptal aptal bakınır, kimileri küfürler eder ama aldırmam. Bu kısa süren ayinin ardından sırılsıklam terlemiş ve bir aziz görünümü kazanmışımdır artık. Kişisel gelişim reyonundan ayrılıp romanlara doğru yol alırım, ardımda kalabalık bir kitle sessizce beni takip etmeye başlamış olur. Bir iki roman alırım. Tarih bölümüne yollanırım, bir iki tarih kitabı alırım. Sosyoloji, sinema ve indirimli kitapların olduğu bölüme giderim sırasıyla. Kitle hala peşimdedir. Dergilerin olduğu tarafa ilerler mizah dergilerini alır ve kasaya giderim. Kitapçılarda çalışanların entelektüel insanlar olduğuna dair kapıldığım asılsız bir sanrıya sahibimdir. İçinde bulunduğum yanılsamanın gereği olarak bir muhabbet açma hevesine kapılırım, karşılığı olmaz elbette. ‘Poşet ister misiniz?’ diye sorar bana çalışan kadın. ‘Hayır,’ derim ‘müritlerim taşır.’ Beni takip eden kitleye dönüp ‘bir el atın bakayım abisinin’ derim. Hemen atılıverirler. Kitapçıdan çıktığımda hayatın ne kadar güzel olduğuna dair saçma sapan bir hisse kapılırım, otobüs duraklarına geldiğim vakit sönümlenir bu his. Müritlerime dönüp ‘şimdilik buraya kadar gençler,’ derim ‘evli evine köylü köyüne.’ Ebleh ebleh yüzüme bakmakta olan hıyarların elinden kitapları alırım. Otobüs durağa yanaşır. Küçük bir izdihamın ardından otobüse binip ne olduğunu anlamaya çalışan dostlarıma el sallarım.

Yorum Yap

Yorum Yap